1. Gün - Adriyatik'e Açılma Vakti...
22 Temmuz 2006
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp Izola?nın huzur dolu havasını son bir kez daha soluduktan sonra tüm kontrolleri yapıyoruz. Bir kez daha rotamızı gözden geçiriyoruz. Marina merkezinden hava ve deniz durumu bilgilerini alıyoruz ve çıkış işlemlerinin ardından saat 08:30 civarı marinadan ayrılıyoruz. Izola?da geçirdiğimiz 3 gün boyunca çok güzel dostluklar edindiğimizi, kasabanın huzurlu, sakin ortamını çok özleyeceğimi düşünerek yavaşça uzaklaşan manzaraya dalıyorum.
Sayfalar: 1 · 2
2. Gün - Adriyatik'in Ortasında
23 Temmuz 2006
Uli uyandıktan sonra klasik bir sabah kahvaltısı ediyoruz. Rotamızı kontrol ediyoruz ve otomatik pilotu 140 dereceye ayarlıyoruz. Saat 08:00 civarı bir ördek fark ediyoruz. Yakınımızda denizin üstünde dinlenmekte. Kim bilir nereden geliyor nereye gidiyordur. Yeni bir güne küçük fakat mutluluk verici bir başlangıç oluyor.
Saat 09:10 civarı Bosna ? Hersek açıklarında bir yüzme molası daha veriyoruz. Derinlik 120 metre civarı. Deniz hala çarşaf gibi. Haritaya bakınca bütün gün boyunca eşsiz güzelliği dillerden düşmeyen Hırvatistan kıyılarını geçtiğimizi görüyorum. Tabii açıklarda olduğumuz için bu güzellikleri görebilme fırsatını kaçırmış oluyoruz. Denizciler arasında: ?Hırvatistan kıyılarını görmeden ölme? denir. Gerçekten de fotoğrafları bile Hırvatistan kıyılarının fazlasıyla hayretler içinde bırakacak bir güzelliğe sahip olduğunu gösterir insana.
3. Gün - Brindisi'ye Varış
24 Temmuz 2006
Sabah 06:00 civarı çoktan uyanmıştım. Açık deniz havası insanı dinç tutmakta ve bol oksijen kısa uykuları son derece verimli kılmakta. GPS?i kontrol edince İtalya kıyılarına yaklaştığımızı ve rotamızı 136 dereceye çevirdiğimizi görüyordum.
Kıyıya yaklaştığımız için artık daha çok sayıda tanker, balıkçı tekneleri ve yolcu gemileri görmeye başlıyoruz. Saat 17:00 civarı üçüncü günümüzde ilk defa kara görünüyor. Gerçekten heyecan verici bir olay. Şimdi daha iyi anlıyordum gemicilerin kara gördüklerinde neden öyle heyecan ve sevinç içinde olduklarını. Fakat gördüğümüz görüntü benim için hiç hoş ve güzel değildi. Organik kimyasal ürünlerin üretildiği rafinerinin deniz kıyısındaki bol dumanlı ve kirli görüntüsü neredeyse tüm keyfimi kaçıracaktı. Bu güzel denizlerin tadını çıkarmamıza sebep olan yelkenli tekneyi de; doğayı, atmosferi, denizi, çevreyi kirleten ve yaşanmaz hale çeviren rafineri, santral, fabrikaları yapanlar da insanlar.
Sayfalar: 1 · 2
4. Gün - İyonya'ya Doğru
25 Temmuz 2006
Sabah erkenden kalkıyoruz ve sevgili Guseppe ustanın yollayacağı elemanı bekliyoruz. Öğlene doğru eleman halen daha gelmemişti. Marina merkezini tekrar ziyaret ediyoruz ve zoraki bir şekilde eleman gönderilmesini sağlıyoruz. Tam bir tembellik örneği gösteriyor herkes. Nedense hiç yabancılık çekmediğimizi hissediyorum.
Gelen usta klasik bir İtalyan görünümünde. İngilizce bilmiyor fakat o İtalyan biz Türk bir şekilde el kol hareketleriyle anlaşırken kaptanımız Uli bu işe çok şaşırıyor. Motorun yağ, filtre değişimleri yapılıp bakımları tamamlanıyor. Teknemizin su ve benzin deposunu doldurduktan sonra saat 13:00 civarı yola çıkmaya hazırız. Son kontroller ve rotamızı kontrol edip demir alıyoruz.
5. Gün - Corfu'ya Varış
26 Temmuz 2006
Sabaha karşı saat 05:00 civarı anakara ile Corfu adası arasındaki boğazdan geçerken tam karşımızdan esen 15 knot rüzgar ile güzel bir orsa seyri yapıyoruz. Yola çıktığımızdan beri ilk defa motorsuz hızlı bir seyir halindeyiz.