| « 2. Gün - Adriyatik'in Ortasında | 4. Gün - İyonya'ya Doğru » |
3. Gün - Brindisi'ye Varış
İTALYA ? BRİNDİSİ
Karaya çıktığımıza göre biraz gezmek hakkımızdır diye düşünüyoruz. Marinanın yakınlarındaki bir duraktan otobüse biniyoruz ve iskelenin yakınlarında otobüsten iniyoruz. Buradan merdivenleri inerek küçük bir iskeleye varıyoruz. Buradan kalkan teknelerle küçük bir ücret karşılığı karşı kıyıya geçiyoruz. Bu ufak yolculuk sırasında bir yanda marina anıtı ve diğer yanda ise savaş gemilerinin bulunduğu limanı izliyoruz. Bu arada tüm yol boyunca bimini yokluğundan güneş gözlüğümü çıkarmadığım için akşamüstü tam bir panda görüntüsü sergileyerek insanlar arasında baya dikkat çektiğimi fark ediyorum.
İtalya?da insanlar hem görüntü hem de yaşam tarzı olarak biz Türklere inanılmaz benzemekte. Merkezdeki sokaklara girince dikkatimi ilk çeken şey Çeşme?ye feribot bileti satan acentelerin çokluğu oluyor. Çoğunlukla Avrupa?nın çeşitli şehirlerinden Türkiye?ye araçlarıyla yolculuk eden Türkler yaz aylarında yoğun olarak buradan yolcu gemileri ile Çeşme?ye gitmekte. Sokaklarda bir çok insan dolaşmakta. Her yer ünlü İtalyan dondurması (Gelato) satan dükkanlarla dolu. Burada dikkatimi çeken olay ise bakkalların önünde duran masalar. Bakkalları tıpkı bir kafeterya gibi kullanmak mümkün burada. Masalardan birine oturuyoruz ve keyif biramızı yudumluyoruz.
Mimari oldukça ilgi çekici. Her yerde tarihi binalar mevcut. Bunlar iyi bir şekilde restore edilmiş ve halen kullanılmakta.
Buradan İzmir?deki tanıdıklara telefon etmeye çalışmak tam bir eziyet oldu benim için. İngilizce bilen pek insan yok, bilen de konuşmazmış zaten. Bakkaldan zorla bir telefon kartı alıyorum. Yine bu kartla zorla telefon etmeye çalışıyorum fakat nafile. Telefon sistemleri bizimkilerden biraz farklı. Arama kartları var. Bakkala geri gidiyorum zar zor derdimi anlatmaya çalışıyorum. Bakkal amca bana bön bön baktıktan sonra kendi telefonunu uzatıyor. En sonunda telefon etmeyi başarıyorum. İş ödemeye gelince ise nedendir bilinmez bakkal amcaya bir türlü para kabul ettiremiyorum. Ben de jest olsun diye bakkaldan bir şeyler alıp çıkıyorum.
Saat 21:45 civarı tren istasyonunun karşısındaki durakta marinaya dönmek için otobüs bekliyoruz. Yaklaşık yarım saat otobüs bekledikten sonra öğreniyoruz ki buradan geçen otobüs saat 20:00?den sonra rotasını değiştirmekte ve arka sokaktan geçmekteymiş. Tekrar yer değiştirip diğer durakta otobüs beklemeye başlıyoruz. Ortalık ıssız ve sakin. Bizden başka birkaç kişi daha var otobüs bekleyen. Otobüs geldiğinde şoföre inatla marinada ineceğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Fakat kendisi bunun olamayacağını bize söylemekte ısrar ediyor.
Marinadan gelirken bindiğimiz otobüsle aynı numara fakat şoför inatla ?No marina, no marina? şeklinde cevaplar vermekte. Tabii arada bol bol ne anlama geldiğini bilmediğimiz İtalyanca sözler sarf etmekte. Otobüste sadece 4 kişiyiz ve bizden başka İngilizce bilen de yok. Şansımıza birkaç durak sonra otobüse binen bir kız az da olsa İngilizce biliyormuş ve bize yardımcı oluyor. Ondan sonra anlıyoruz ki sevgili şoförümüz bizim ?Maria? isimli bir arkadaşımıza gittiğimizi sanmaktaymış ve Maria?yı tanımadığını anlatmaya çabalıyormuş. Bu durum otobüste bolca kahkahaya sebep oldu tabii ki. Derdimizi anlattıktan sonra anlıyoruz ki otobüs marinanın pek yakınından geçmiyormuş. Fakat yine ilginç bir olay oluyor ve belediye otobüsü yolunu değiştirip gülüşmeler eşliğinde bizi marinanın kapısına kadar bırakıyor. Buna en az bizim kadar marina kapısındaki güvenlik de şaşırıyor.
Sayfalar: 1 · 2